Zaferkotan’s Weblog

Just another WordPress.com weblog

7 TED Talks on the need to encourage entrepreneurship

leave a comment »

7 TED Talks on the need to encourage entrepreneurship

TED Blog

Could unemployment be a factor that leads to terrorism? [ted_talkteaser id=1864]In today’s talk, peace strategist Mohamed Ali (not to be confused with the boxer) introduces us to the youth of Mogadishu, Somalia — 70 percent of whom are unable to find jobs. In this talk, Ali highlights just how appealing the messages of terrorist organizations and gangs can be to these young people. These groups offer a sense of purpose to those who are waiting for their lives to start.

But Ali sees a possible antidote: encouraging entrepreneurship, so that young people are empowered to create their own opportunities. In this talk, Ali tells the story of his Youth Leadership and Entrepreneurship Summit in Mogadishu — and the incredible people there who started a motorbike rental company, founded the first florist in Mogadishu, and more.

In this talk, Ali notes a fascinating correlation. Here, more TED Talks that…

View original post 491 kelime daha

Written by zaferkotan

Kasım 16, 2013 at 8:02 pm

Kategorilenmemiş kategorisinde yayınlandı

Aylardan Ocaktı.

leave a comment »

Aylardan Ocaktı…
Soğuk ve sisli istanbul akşamında
ve bizi götürmesi için beklediğimiz otobüsü ararken gözlerimiz
gözlerimin içine bakışında sanki yüreğime dokunduğunu hissettim
benim sana her bakışımda gözlerimin dolduğunu hissettim…

yaptığım hataları birbir bilip yüzüne bakamıyacak hale gelene kadar
bir gün bu ızdırabımı bitirip kendimi çekip vuruncaya
dokunmaya devam et yüreğime…

her acı senin kadar tatlı olmasa da
sen yinede o acıyı esirgeme…

Written by zaferkotan

Mart 24, 2008 at 8:16 am

Kategorilenmemiş kategorisinde yayınlandı

Ufak Yargılar

leave a comment »

Saygı sevgi çerçevesi dedikleri büyük yanılgınların içinde kalmış, iki abzurt sözün içinde kalmış…
insanı tanımak insanca dostça arkadaşça davranmak bir rahatlığı getirmek yerine aslında değerler verildikçe saygıyı ve sevgiyi yüceltmesinin gereğini çoğu insan anlamamış durumda, abi abla sıfatına giren ve/veya kendi çapında bitarafında birşey bulan insanlar toplanmış veya toplatılmış ıslah etmek için Yaratan en kötü insanları çıkarmış karşılarına…

Kendine yapılmasını istemediğin şeyi bir başkasına yapma!
Hele hele ortam dediğimiz pek bi ortalık konuşmaları ile dolu tavrı sonu belli olmayan gidişatının sol şeridinde hep bir çukur olan durumlarda hiç yapma!.

Bu felsefeyi edineli yıllar oldu… yıllardır gözlerim insanları insanlar beni, birbirimizi…
Savaştan arta kalanları insanlar atarken çöpe toplayıp heybemde sakladım şuan sunduklarım onların eserlerinin en güzel kanıt ve kalıntılarıdır…

Hep hoş sözcükler söyleme çalıştım kimi zaman sevgiliye kimi zaman arkadaşlara kimi zaman kendime ama hep bir acı ufak bir yanık ve büyütülmüş bir sızı vardı…

Kendi kendine yaptığın bir çok şeyi gözden geçirmek yerine ” Özür dilemenin bile ” Ağır bastığı insanlar olmuşuz.. Yani hep biz haklı karşımızdakiler ise haksız!.

Hak hukukun kararını vermeye çalışırken aslında terazimiz hep biraz bizden yana basıktı… ve biz buna gurur dedik gurur lafını beğenmedik karakter dedik… yani karakter dediğin kriterlerin içinde bir çok kötülük biriktirip onları karşımızdakine uygularken doğru çıkıverdik…

Onun tarafından anlıyamadığın şeylerin üstüne gitme! .
Sabır selametin değilse mutlu olmayı hiç bekleme!.

İki güzel zamanda gülüp bir çok zamanda ağlamak pek bir garip gelir insana… Yüz güler ama gülen yüz her zaman bir köşede ağlar….

Yazımın sonunu getiremeyecek kadar basit cümlelerim kendi ağırlığını taşıyamayacak kadar dolambaçlı bir durumda iken…

Size yapılmasını istemediğiniz şeyleri başkasına yapmayın ve başkası size bir kaç cümle sözlerken zorlanmayın… zorlayanınız zorlatanınız hep sabırsız ve selametsiz.. kibirli olanınızdır!.

Written by zaferkotan

Mart 24, 2008 at 8:16 am

Kategorilenmemiş kategorisinde yayınlandı

Her saatimin başına koyduğum dakikalar

leave a comment »

Gece karanlıktı…
Kapılar açıldı…
Beraber son yolculuğumuzdu sanki
Yol üstü ışıkların yüzüme vuruşları geliyor aklıma
Gözlerim doldu bir an
Yüreğimde bir çıtırdı

ve şarkım çalmaya başladı… O adamın yine garip sözleri geldi aklıma…

” denizde vardı oltambir balık tuttum zannettim, baktım hepsi rüyaymış, mekanım yanmış bir ormanve tek seçimse çaresizlik, buna inanmagöz gördüğünden korkmaz, eski bensem bir çiçek olsam da solmamanlatsın bilen kimse, hep çeken bilir demişlerçekense susmuş hep konuşmuş çekmeyen kim varsaanlatsın derdi çeken, hüzün kaplı yüzlerinde kırışmakta dertlerbir de ellerinde kürek kazmave der ki şeytan yazma, ben olursam neyle anlatırımneyle anlarım ben anlatmazsam hangi sazlamürekkebim dilimde, kağıdım aynam,gönlü saydam olan anlar anca işte sayfamhergün intihar eşikte ve umutlar beşiktebu dünya kapkaranlık, ışık başka yerdeherkes peşimde, herkes sandığım kadar iyi olsaydı keşeen azından ay beklerdi üstümde yalnız gecede “

titremeye başladım…
gözlerim doldu ağlamıyacağım dedim içimden…
gözlerine bakmaya cesaret bile edemedim…
hiç bir sebebi sorgulamadan ve sormadan nedenini
yarınlardan süphe eden sen ve yarınlardan şikayetçi olan sendin…

Gelmemiş yarından şikayet etmekten değil aslında sevginin bitisi
Cesaretsizlik ve karakterinin kaldıramıyacağı bir durumdu sanki…

7. dakika

İşte kelimeler dökülmeye başladı birbir
vakit gelmişti
ayrılıktı sonu ve başını hiç düşünmemiştim yeni olanın
olacak olanların umrumda olmadığı vakitti…

8. dakika
geri dönmek istedim.. zaten bitti ne kaldıki elimde diye bi soru tükendi…ve gözlerimin önünde yok olup gitti aynen senin gibi..

16. dakika

bu dakikaya kadar geçen herşey boştu çünkü konuşmadan donup kaldım hiç birşey düşünememek ne garip ve ben bunu bir değil aynı heyecanla bir çok kez yaşadım…

21. dakika

sanki kendimi evrenin en yaşlı ve en çok yük taşıyan insanı zannettim … saçlarım sarıydı gözlerim bu sefer rengini kaybetmiş kıpkırmızıydı…

————-

ömrümün son baharının içinde ikinci bahar yaşamaya hazırken yeşermeden solan bütün çiçeklerimi yerden tekrardan toplamak ne gariptir ve avuçlarımı sıktığımda dağılırken yapraklar… onların üzerine döktüğüm kanlı gözyaşlarımı görmek ve sesimin titremesi satırlarımı yazarken…

tekrar görülen sahneleri hayatın boyunca sanki birilerinin dayatması ile ezberlemek birileri ile bir yerde ve bir şekilde aynı piyesi aynı lanet sahnenin üstünde küfür etmek hayata…

Bu sefer en samimi küfürlerimi ediyorum hayata…

bana sunduğunuz sahnenin tam ortasında…

” Şu alemde yalnız bir kulum”
Mevlana

Written by zaferkotan

Mart 24, 2008 at 8:15 am

Kategorilenmemiş kategorisinde yayınlandı

Aklımdan Dudaklarıma Dökülenler

leave a comment »

bu yalnızlığın senfonisi fazla sürmicek
bir gün bitecek…
belki şuan konuşamıyorum hıçkırıklarım yüzünden
unutmadığım tek birşey o bir daha geri dönmeyecek…

bir âma nasıl gözlerinin mavi olmasını istiyorsa
bende seni bir ömür istedim yanımda…
nasıl bir anne evladını kör bir kurşunla bir daha geri getiremeyeceğini bildiği kadar imkasız…
bende senin ayrılışını imkansız isterdim …

hep yanımda bir omuz mesafemde kal isterdim…

ama işte benim ciğerim yanar
bir durum bir düşünce yüreğimden beynime sızar…
bu geceler pek bir yalnızlık mayınları ile dolu olsada…
seni unutmamak için hep uykusuz hep kapılara bakar gözlerim

ben hala 15 yaşındayım…
Yaşıtlarımın bilmedikleri kadar kırılgan
bedenim kadar hassas
ruhum ise cam…

ben senden sonra hala 15 yaşındayım …
hiç yaşlanmadım…
ellerimin titremesini görmeden farketmeden geçmişimi…
hala senin o sokaktan dönüşünü beklerim…

tekrarları tekrar ediyorum mısralarımda
ve sana tek bir cümle miras bırakıyorum aklımdan dudaklarıma dökülen…

Seni seviyorum!…

Written by zaferkotan

Mart 24, 2008 at 8:15 am

Kategorilenmemiş kategorisinde yayınlandı

Kenara Köşeye Atmak

leave a comment »

Bir fedakarlık durumuydu…
Benden istediği bir bardak su gibi …
bütün düşüncelerimi kenara köşeye atmak gibi…
ve bir gün kapıyı vurup gitti..

sancılar başladı
geceleri uyutmayan rüyalar ve yüzü…
odanın bütün ışıklarını kapattım ve pencereden hafif araladım hayatımı
gözlerimin önünde biten fidanlar gördüm
büyümeye yüz tutarken geceleri üzerinde nasıl bir nefretle basıldığını gördüm
ben öldüm
onu gördüm
ben bir daha öldüm
sen bendim
ama ben sende öldüm…

sen sendin
gözlerimde büyüdün ve öldün…

Kahretsin… beni sen giderken tam gittiğin yolun ortasında gömdüm…
ben
sen
ve
biz
yani
ikimiz
süresi belli olmayan
geri dönüşü anlamsız
zamanlaması yanlış
ama hiçbir zaman doğru olmayacak
bir yola girdik

bir kış akşamında o yollardan vazgeçtik…

Written by zaferkotan

Mart 24, 2008 at 8:15 am

Kategorilenmemiş kategorisinde yayınlandı

Saçların Hep Siyahtı

leave a comment »

Çok zaman önceydi bıraktığım iyi niyetlerim
çok zaman önceydi öncesini sonrasını hiç umursamadığım
tanımlayamadım gözlerini
dizeler hep yetersiz ve sonları hep anlamsız kaldı

Çok önce bitirilmiş bir geçmiş vardı
– di li geçmişti belki bütün cümlelerimin
ama senin o güzel saçların hep şimdiki zamanda kaldı…

Geleceği yâd ederken
yine benimle bir cümlede
bir nefes alma anında kaldın…

seni tam unuttum derken
saçlarından göz bebeklerini kapatan o güzel rengi
nasıl sevdiysem

şimdi sensizliği de o kadar seviyorum…

sen beyazdın ben esmer
lakin buğdaydı karışımı
senin ise saçların hep siyahtı…

Written by zaferkotan

Mart 24, 2008 at 8:14 am

Kategorilenmemiş kategorisinde yayınlandı